20 Oca

Karnelerdeki Eski Tat

YENİ NESİL KARNE ANLAYIŞI

“HER ÇOCUK VELİAHTTIR, ONA GÖRE YETİŞTİRİLMELİDİR”

Bu eğitim öğretim döneminde de sömestir tatili geldi çattı. Tüm öğrenci-veli ve öğretmenler için bir nefes alma kısa bir dinlenme olacak. Bundan çok değil belki de kısa bir süre önce ara tatil zamanı geldiğinde evlerde bir karne heyecanı yaşanırdı. Öğrenciler karnelerini ellerine alınca notlarının son şekliyle karşılaşırdı. 2007 yılının ocak ayından bu yana hizmete giren e-okul uygulamasıyla eğitim-öğretim süreci de önemli bir inovasyon yaşadı. Artık alınan notlar, sınıftaki diğer öğrencilerin sınav ortalamaları, alınan belgeler çok çabuk bir şekilde öğrenci ve veliler tarafın takip edilebiliyor. Karneler artık yaşanan bir sürpriz değil.

Peki öğrenci ve velilerin bu yeni nesil not takip sisteme tepkileri ne oluyor? Oluşan duruma karşı pozisyon alabiliyorlar mı? Öğrencilerin sınav notlarını birinci yazılılardan sonra öğrenen veliler veya öğrenciler, sınıf ortalamalarını da görebiliyor olmalarına rağmen kişiye özel bir analiz yaparak gereken hamleyi yapabiliyorlar mı?

Yirmi yedi yıldır eğitim sektörünün farklı kademelerinde çalışan bir uzman olarak tam anlamıyla ihtiyaç analizinin yapılarak bir planlama yapıldığı kanaatinde değilim. Bununla birlikte yarıyıl tatiline başlarken verilen karnelere olan inancın yıprandığını ve doğru analizlerin yapıldığını da düşünmüyorum. Evet notlar tam reel verileri yansıtıyor olabilir. Ama bize öğrencinin dersleri kavrama süreçleri ve geleceği hakkında ışık tutmaları açısından bir önem taşımaktadır.

Burada kıymetli anne-babalara, velilere biraz seslenmek istiyorum:

İlkokul seviyesindeki bir öğrencinin karnesi sadece öğrencinin karnesi değil, okul-aile iş birliğinin bir sonucu olarak ortaya çıkan bir karnedir. İlkokul çağındaki öğrencilerin velileri eğitim öğretime iyi başlangıçların yapılabilmesi ders çalışma gibi önemli kazanımların elde edilebilmesi için değerlendirme aşamasında ciddi bir pozisyon almalılar. Dönem sonunda elde edilen verileri iyi bir şekilde analiz etmelidir. Ara tatil kısa gibi gözükse de aslında edinilen kazanımlardan uzaklaşabilmek için yeterince uzun bir zaman dilimidir. Bu yüzden ara tatil döneminde, fiziksel ve sosyal aktivitelerin yanında düşük yoğunlukta zihinsel aktivitelere de devam edilmesi gerekmektedir. Pandemi şartlarının da göze alındığı bir program yapılmalıdır. Çocuklar kesinlikle kapalı bir ortama, bilgisayar-cep telefonu ve online oyunlara terk edilmemelidir. Bağımlılıkların önemli bir kısmı tatil dönemlerinde planlanamayan boşlukların sonrasında çocuklarda ortaya çıkmaktadır. Kontrollü bir şekilde bilgisayar oyunlarının oynanması, tv-sinema izlemelerine müsaade edilmesi ve birlikte planlanıp uygulanan aile etkinliklerinin de programda olması gerekmektedir. Evde kardeşlerin birlikte oynayacağı veya ailecek birlikte oynanabilecek masa oyunları üzerine araştırmalar yapılmalıdır. Birlikte yapılan bir aile toplantısında onların da teklifleri ve seçimleri dikkate alınarak karar verilmelidir. Uzmanların yaş gruplarına göre yaptıkları tavsiyelerden de istifade edilebilir.

Ortaokul dönemindeki öğrencilerin karnelerinde öğrencinin payının ilkokul öğrencilerine göre biraz daha arttığını söyleyebiliriz. Ancak hala ebeveynlerin payı dikkate değer ölçüde vardır. 7 ve 8.sınıfta bile karnenin %40’ı çocuğa, %60 ise aileye aittir diyebiliriz. Bu oran benim şahsi kanaatim olmakla birlikte yapılan çalışmalar da bunu desteklemektedir. Ortaokul öğrencilerinin lise hayatlarında önemli olacak branş derslerinin şimdiden önemini kavramaları için aileler daha fazla rol almalıdır. Günlük-haftalık ve aylık ilerlemeleri takip edilmeli, eksikler analiz edilmelidir. Ölçme ve değerlendirme aşamalarında sınav gerçeği ile yoğun olarak karşılaşacağı bir döneme gireceğini düşünürsek erken dönem kariyer planlama çalışmalarının yapılması gerekmektedir. Test mantığı ile yaklaşıp çocuklarımızı soru bankalarının içine hapsetme çabasında değilim. Öğrenmenin tadına varma ve öğrenmeyi sevmeleri için eğitim süreçlerini şekillendirmek gerektiği kanaatindeyim.

“Peki ama bunu nasıl yapacağız?”

Öncelikle ebeveynlerin yetişkin oldukları halde hala öğrenmeye devam ettiklerini dile getirmeleri ve göstermeleri gerekmektedir. İyi bir okur olarak veya belli konularda kendimizi yetiştirmek için ortaya koyduğumuz çabalarımız ile gösterebiliriz.  Çabanızı illaki örgün eğitim süreçleriyle öne çıkarmak zorunda değilsiniz. Hobilerinize zaman ayırarak, sosyal sorumluluk projelerinde yer alarak ta zihinsel ve fiziksel aktivitelerde yoğun olarak bulunabilirsiniz.  

Lise grubundaki öğrencilerimizi 9 ve 10. sınıfları farklı 11 ve 12. Sınıfları farklı kategoride değerlendirip iletişimlerimizi ve planlarımızı bu doğrultuda yapmalıyız. Bir grupta okul başarısı ve eksiksiz başlangıç yapıp yol almayı hedeflerken bir grupta üniversiteye hazırlık sürecine odaklanmak gerekmektedir. Lise yıllarında karnede öğrencinin payı %55-60’lara yükselse bile ergenlik ve ilk gençlik yıllarını yaşayan bu yaş grubunun bir hedef çerçevesinde çalışmalarını yürütebilmesi için ebeveynlerin ve öğretmenlerin birlikte bir iş birliği yapması ve birebir takip edilmesi gerekmektedir. “Güven takibe engel değildir” gerçeğinden hareketle öğrencinin günlük-haftalık ve aylık performansı yakından takip edilmelidir. Eğer sonrasında telafi edilmesi gerekecek boşluklar oluşursa bunun telafi edilmesi için daha çok zaman ve emek sarf etmek gerekecektir. Toplumumuzda üniversite sınavına hazırlık yılı olarak 12. Sınıf görülmekte ve bu şekilde eğitim süreci planlanmaktadır. Ancak üniversite sınavına hazırlık aslında 4 yıllık lise hayatı boyunca disiplinli bir şekilde yürütülmelidir. Tabi ki başarılı bir lise hayatı için ilkokul ve ortaokul yıllarındaki eğitim-öğretimin de düzenli bir şekilde tamamlandığı varsayımından hareketle söylüyorum.

Lise yıllarındaki gençler ara tatillerde ders tekrarına odaklanabilirler Veya sınav hazırlığına odaklanarak aldıkları eğitimi lisenin son yılında karşılaşacakları sınav formatı doğrultusunda pekiştirebilirler. Tatil dönemi içinde dinlenmeyi de barındırmalıdır. Ancak zihinsel aktivite, kitap okuma, öğrenmeye odaklanma süreçlerinden tamamen uzaklaşmak hiçbir fayda sağlamayacaktır. Her sınıf seviyesindeki bireye özel bir tekrar ve pekiştirme programı hazırlanmalıdır. Aynı zamanda çalışma süreci takip edilmelidir. Üniversite sınavına hazırlanan öğrenciler için ciddi bir koçluk süreci tasarlanmalı ve uygulanmalıdır. Hem zihinsel öğrenme süreci hem de sınava hazırlık süreci yakından takip edilmelidir. Üniversite çağında diş hekimliği okuyan bir oğlu ve kızı olan bir uzman olarak sınav hazırlık süreçlerini oldukça yakından yaşadığımı ve takip ettiğimi söylemek isterim.

Üniversite öğrencilerinin okul ve tatil dönemlerinde iş dünyasına hazırlık yaparken, kendi bireysel yetkinliklerini de yukarıya taşıyacakları çalışmalar yapması gerektiğini dile getirmeliyim. Yeni bir dil öğrenmek, dil becerisini geliştirmek, bir spor dalında kendini geliştirmek veya düzenli spor yapan birisi olmak, bir müzik aleti çalmak, sinema veya tiyatroyu takip etmek, yeni yerler keşfetmek, kendi kütüphanesini oluşturabilecek şekilde okumalar yapmak bireysel yetkinliklerimizi artıracak çalışmalardan bazılarıdır.

Doktora çalışmasını da üniversite öğrencilerinin kariyer planlaması ve sektöre hazırlığı konusunda yapmış bir psikolojik danışman ve rehberlik uzmanı olarak gençlere tavsiyem hayatlarının her dönemini kapsayacak bir plan yapmaları olacaktır. Eğer dünya vatandaşı olmak istiyorsanız uzun soluklu bir planlama yapmaya ihtiyaç duymalısınız.

Ara tatile girmeye hazırlandığımız şu günlerde bir noktaya daha değinmeden geçemeyeceğim. Bu da sandalyeye oturabilecek kadar yeterli bir gelişimi tamamlamış olan bütün aile fertlerinin katılımıyla gerçekleştirilen “AİLE TOPLANTILARI” nın yapılmasıdır. Ebeveynler, iş ve stratejileri önceden ele alarak aile toplantılarına hazırlık yapmalıdır. Evlilikle birlikte iki farklı insanın ortak yaşamaya başladığı bir aile hayatı zamanla çocuklarında katılımıyla genişlemeye başlamaktadır. Herkese söz hakkı verilerek dinlendiği, fikirlerinin, tavsiyelerinin önemsendiği haftada bir ya da en kötü ihtimalle ayda bir aile toplantısı yapılması bu toplantıda birlikte yaşamın planlanması çok önemlidir. Toplantının gündemleri tabi ki içinde bulunulan döneme göre değişiklik gösterecektir. Bazen ana gündem eğitim olurken bazen de sağlık, iş veya tatil olabilir. Türkiye’de şirketlerin %95’inin aile şirketi olduğu düşünülürse her çocuk aynı zamanda bir veliahttır ve ona göre yetiştirilmelidir.

Hayatınızın tüm süreçlerinde başarılar dilerim. Çocuklarımız üzerinde özenle düşünüp kafa yormaya ihtiyacımız olduğunu dile getirmek isterim.

Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Uzmanı

Dr. Abdulrezzak ÇİL